George Best’in hikayesi: ‘Benim gibi ölmeyin’

Kuzey İrlanda’nın başkenti Belfast. Best, 1947 yılında dünyaya merhaba derken, ülkesi çok karışık durumdaydı. 1916 yılı Paskalya bayramında ilk kanlı eylemini gerçekleştiren IRA (İrlanda Kurtuluş Ordusu) eylemlerine bütün hızıyla devam ediyordu. 30 Ocak 1972’de, Bogside bölgesinde İngiliz askerleri 26 İrlandalı’yı üzerlerine ateş açarak öldürmüş ve bu olay tarihe kanlı pazar olarak geçmişti.

1984’te İngiltere’nin Brighton kentinde, dönemin İngiltere Başbakanı Thatcher’i kaldığı otelde bombalayan IRA, yıllar sonra ağır bir cevap verdi. 5 kişi ölmüş, başbakan kurtulmuştu. Belfast, geceleri çok tehlikeli ve güvensiz bir kentti. İşte bu koşullarda, 14 yaşında bir çocuk futbol oynamaya çalışıyordu. Manchester United’ın futbolcu avcısı Bob Bishop, onu mahalle maçında izledi. Sonra tekrar tekrar United onu takip etti.

United’ın İskoç menajeri Matt Busby, artık 15 yaşına gelmiş bu çocuğu İngiltere’ye davet etti. Best, başına buyruk bir delikanlıydı. Manchester’a geldi. Busby ile tanıştı. Kulüpten içeri girdi. Yanında bir arkadaşı vardı. İngiltere’ye geldiğini ailesine bile söylememişti. 48 saat sonra arkadaşına “Burası çok disiplinli ve aşırı sıkıcı. Dönelim” dedi.

Kimseye haber vermeden kentten ayrıldılar. İskoç Menajer Busby, gittiği haberini alınca küplere bindi. Çok kızdı. Ama Best’in peşini bırakmadı. Babasını aradı. Adamcağızın, Best’in Manchester’a gittiğinden haberi bile yoktu. Busby, aileyi ve Best’i sonunda razı etti. Kuzey İrlandalı genç, United ile sözleşme imzaladı. Basamakları hızla tırmandı. 1965-1967-1968 yıllarında Manchester United Şampiyon Kulüpler Kupası’nı kazanırken Best de bütün dünyaya ününü duyurdu. 466 defa giydiği Manchester formasıyla 178 gol attı. Ayakları sihirliydi sanki. Topa hükmediyordu. Pele onun için “Benden bile iyi bir futbolcu” dedi.

Futbolun James Dean’i ‘Beatles’ın beşinci üyesi’ diye anılmaya başlamıştı. Çünkü alkol ve gece hayatı ile tanışmıştı. Tam bir bağımlı olmuştu, maalesef. Antrenmanlara içkili gelmeye başladı.

Manchester United ona çok sabretti. Gollerine devam ediyordu çünkü. Ancak bardak taşıyordu. Kulübü bir gün ona “Ya United, ya alkol” dedi. Cevabı kısa ve net oldu: “Manchester demeyi çok isterdim.”

Yollar ayrıldı. Futbola devam etti. Ama çok hızlı ve kötü yaşıyordu. Şöyle demişti: “İçkiyi, sigarayı, gece hayatını, aşklarımı bıraktım. Hayatımın en kötü 20 dakikasını geçirdim.”

Sadece futbol oynuyor, sonra gecelere dalıyordu. Amerika’ya transfer olduğunda, ona özel hayatını sordular. “Paramın yarısını kadınlara, alkole ve arabalarıma harcadım. Kalan kısmı ise boşa harcandı” dedi. Hiçbir şey umurunda değildi. Alkollü araç sürmekten iki defa tutuklandı. Yine sürmeye devam etti. İngiliz disiplininden nefret ettiğini söylerdi hep.

Vücudu harap olmuştu. 2002 yılında, karaciğer nakli oldu ve şöyle dedi: “Hayatımda her şeye çalım attım. Alkol hariç!” 

Ama yine içti. 1 Ekim 2005’te grip belirtileriyle hastaneye kaldırıldı. Akciğerlerinde büyük problem vardı. Son röportajını verdi: “Benim gibi ölmeyin.”

Kurtulamadı.

Maradona ile aynı tarihte, 25 Kasım’da veda etti. 59 yaşındaydı. Belfastlı küçük çocuk çok hızlı yaşadı ve erkenden göçtü bu dünyadan.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir