Jeremy Wisten’ın ölümü ve ’10 binde 1′ gerçeği!

Eski Manchester City oyuncusu Jeremy Wisten’ın ölümü 10 bin altyapı oyuncusundan 1’inin Premier Lig seviyesine çıkabildiği İngiltere’deki ve aslında tüm dünyadaki probleme yeniden bakmayı zorunlu kıldı. Spor Psikoloğu Arda Coşkun ve Beşiktaş’ın 27 yaşında futbolu bırakan eski oyuncusu Samet Bülbül de konu ile ilgili sorularımızı yanıtladı.

Manchester City Akademisi’nde forma giyen 18 yaşındaki Jeremy Wisten, takımın kendisiyle yollarını ayırması üzerine depresyona girmişti. Bu ayrılığın üzerinden bir yıldan az bir süre geçti, Wisten depresyonu atlatamadı ve 26 Ekim’de yaşamına son verdi. Hem İngiliz basınında hem de uluslararası medyada genç futbolcunun ölümü üzerine bir neden-sonuç ilişkisi kurulmaya çalışılırken bu ayrılık masaya yatırılıyordu ancak hiçbir olayın tek bir sebebi olamayacağı gibi elbette hiçbir intiharın da tek bir nedeni olamaz. Karşımızdaki sorun bir sistem sorunu.

Wisten’ın hikayesini ele alırken aynı zamanda Spor Psikoloğu Arda Coşkun ve bir dönem gelecek vadeden bir genç oyuncu olarak Beşiktaş kadrosunda yer alan ancak yaşadığı talihsiz sakatlıklarla önce Beşiktaş’tan daha sonra da 27 yaşında futboldan kopmak zorunda kalan Samet Bülbül ile konuştuk.

Altyapının büyük resmi…

Beklentiler, hayaller, hayal kırıklıkları, reddedilişler, sakatlıklar, göz ardı edilmeler, düşüşler ve vedalar aslında futbolun altyapısının büyük resmini oluşturuyor. Tüm dünyada, büyük oyuncu havuzuna sahip büyük kulüplerin altyapılarından kaç oyuncuya şans verdiğini bir düşünün. Kaç oyuncunun en üst düzeye, kaçının baş altı takımlara gittiğini, kaçının profesyonel seviyede futbol oynayabildiğini bir düşünün.

Aynı zamanda sadece başarılı olanların hikayesinin yazıldığı ve tamamen istisnaların hikayelerinden oluşan devasa bir endüstri düşünün. Sadece sporda değil, müzikte de, sinema-dizi sektöründe de acı tablo bu şekilde. Tek bir Billie Eilish, tek bir Jennifer Lawrence, tek bir Erling Haaland örneğinin altında aslında pek çok isimsiz hayal kırıklığı yatıyor. Tekil başarı hikayelerinin pırıltısından körleştiğimiz sayısız üzüntü var.

10 binde 1

Veriler aslında ortada. İngiltere’de altyapılarda 1.5 milyon erkek çocuk forma giyiyor ve bunların yalnızca yüzde 0.01’i -yani 10 bin çocuktan yalnızca 1’i- Premier Lig’de oynayabiliyor. Akademi yapısına 9 yaşında giren bir çocuk için bile bu oran yüzde 1’den daha az. Geriye kalan yüzde 99’un büyük çoğunluğu 13-16 yaşları arasında futbolu bırakmak zorunda kalıyor. Geri kalanların ise çok çok büyük çoğunluğu profesyonel olsalar da Premier Lig seviyesinde futbol oynayamıyor.

The Athletic’ten Oliver Kay de Jeremy Wisten’ın hikayesini anlatırken bu tabloyu göz önüne serdi. Manchester City’nin akademi antrenörlerinden Mark Rees’in, bu yılın başlarında Wisten’la bir spor salonunda karşılaştığı ana dikkat çekti. Wisten futbolu bırakmıştı -daha doğrusu futboldan vazgeçmişti- ve şöyle diyordu: “Kulüp bulamadım, haliyle bir işe girmem lazım. Artık oynamıyorum.”

Rees şok olmuştu. Öğrencisi olan Wisten futbol hastasıydı; yeni Vincent Kompany olma rüyasının peşinde koşuyordu. Şimdi ise City’yle ayrılığının üzerinden bir sene bile geçmemişken bırakın profesyonel futbolculuğu, topa ayağını bile sürmüyordu. Genç yetişkinleri yeniden futbola kazandıran bir sosyal sorumluluk projesi olan Strong Hearts Foundation (Güçlü Kalpler Vakfı) çatısı altında oynamayı Wisten’a öneren Rees; genç oyuncunun birkaç kez çalışmalara katıldığını aktaracaktı.

Bu noktada görüşüne başvurduğumuz Arda Coşkun, futboldan kopmanın travmatik etkisini “Düşünün; yıllarınızı futbola veriyorsunuz. Arkadaşlarınız sinemaya veya eğlenmeye giderken siz yaz-kış demeden antrenman yapmaya gidiyorsunuz. Bu hem sporcu hem de ailesi için büyük bir fedakarlık… Ve sonunda profesyonel bir kariyere sahip olamayınca tabii ki büyük bir hayal kırıklığı yaşanıyor. Bence bizdeki en büyük sorun sporu özellikle belli bir yaşa kadar oyun olarak göremiyor olmamız” sözleriyle ifade etti.

Futbolu maddi bir kurtuluş kapısı olarak görmenin de başarısızlık halinde büyük travma yaratacağına değinen Coşkun, “Çocuklar spora yapmaya oyun oynamak için değil de adeta iş yapmak için başlıyorlar. Çok küçük yaşlarda inanılmaz beklentiler omuzlarına konmaya başlıyor ve ‘tek çare futbolcu olmak’ gibi bir misyonun altında eziliyorlar. Bu durumun sağlıklı hali ise 16-17 yaşına kadar çocukların sporu oyun olarak görmelerine ve kendilerini geliştirmelerine olanak sağlamak. Ancak bu yaşlardan sonra spor bir kariyer olabilir ve farklı beklentiler kurulabilir. Benim deneyimlerimde ise çoğunlukla gördüğüm, ailelerin veya antrenörlerin 10-11 yaşında dahi büyük ve gerçek dışı beklentilere sahip olabildikleri” dedi.

Wisten’dan gelen acı haberin ardından City’nin elit gelişim kadrosundan Rowan McDonald, “Herkesin yüzüne tebessüm konduran ne harika bir insandı. Nelerden geçtiğini hayal bile edemiyorum ancak seninle her zaman gurur duyuyor olacağım” yazdı.

Sergio Agüero, Aymeric Laporte, Raheem Sterling, Yaya Toure ve idolü Vincent Kompany de dahil olmak üzere sayısız mesaj paylaşıldı. Şu an Blackburn Rovers’ta oynayan eski takım arkadaşı Tyrhys Dolan ise “Ne zaman ihtiyacım olsa yardım etmek için yanımdaydın. Sana yardım edemediğim için çok üzgünüm kardeşim” paylaşımında bulundu.

‘Anlamakta güçlük çekiyoruz…’

Wisten’ın annesi Grace ve babası Manila, Manchester Evening News’a açıklamalarda bulunurken şunları aktardı:

“Futbolu seviyordu ve futbolda bir kariyer hedefliyordu. Manchester City’de, okulunda ve arkadaşları arasında çok popülerdi. Hiç beklemediğimiz farklı farklı insanlardan mesaj yağmuruna tutulduk. Bundan dolayı şükran borçluyuz ve bu acıyla başa çıkmamız için çok yardımcı oldu bu mesajlar. Ancak hala bu noktaya nasıl geldiğini anlamakta güçlük çekiyoruz.”

Arda Coşkun aynı zamanda en büyük sorumluluğun aileler ile birlikte kulüplerde olduğunun da altını çiziyor. “Öncelikle aileler, çocukları hakkında olabildiğince gerçek ve ayağı yere basan beklentilere sahip olmak zorundalar” diyen Coşkun “Mutlaka sporla eğitim hayatını beraber devam ettirmeleri konusunda çocuklarını desteklemeliler. Çocuklarına kendilerini kurtaracak bir gelecek planı olarak bakmamalılar. Kulüplerin de mutlaka antrenörlerini pedagojik eğitimden geçirmeleri ve spor psikologlarıyla çalışmalarını öneririm. Hem sporcularının hayat-eğitim-spor üçlüsündeki dengeyi kurabilmeleri hem de antrenörlerin çalıştıkları yaş grupları özelinde çocuklarla iletişim kurmayı ve onların beklentilerini ve hedeflerini gerçekçi hale getirebilmelerinde, spor psikologlarından destek alabilirler” şeklinde konuştu.

Wisten’in hikayesi…

2002’de Doğu Afrika ülkesi Malawi’nin başkenti Lilongve’de dünyaya gelen Wisten, yaklaşık bir yıl sonra ailesinin İngiltere’nin kuzeyine, Manchester’a taşınmasıyla Ada’ya adımını attı. U13 seviyesinde Manchester City Akademisi’ne davet edildi ve City’nin altyapısında forma giyen özel oyuncuların eğitim aldığı St Bede’s College’a yerleştirildi. Burada yoğun antrenmanların yanı sıra iyi de bir eğitim almaktaydı.

U16 da dahil olmak üzere İngiltere’nin alt yaş milli takımlarında da forma giyen Wisten, tam eğitim bursu ve daha da önemlisi, profesyonel bir kontrat için mücadele veriyordu. Antrenman alanları yıldızlara, City’nin A takımına çok yakındı ancak içten içe o yolun hem çok uzak hem de zorlu olduğunu herkes biliyordu.

Wisten için de bu nokta 2018’nin sonlarına doğru, 16 yaşını doldurduktan biraz sonra yaşandı. Sezon sonuna kadar kadroda kalabilirdi ancak burs kazananlar arasına seçilmemişti. Oyunculara zaman tanımak için karar devre arası transfer döneminden önce bu bilgi oyunculara aktarılıyordu. Wisten için de böyle oldu; hatta farklı kulüplerle denemeler ayarlandı ancak o dönem onu zorlayan diz sakatlığı da potansiyelini göstermesine engel oluyordu.

View this post on Instagram

 

Özlüyorum futbol’u.. #ismailköybaşı #rodrigotabata #beşiktaş #tbt

A post shared by Samet Bülbül (@blbsamet) on May 7, 2019 at 2:46pm PDT

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir